Optisyen.info

Glokom (Göz Tansiyonu) Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Karanlıkta kalmak, sinirlenmek vb. durumlar glokom krizini tetikleyebilir.

Glokom (Göz Tansiyonu) nasıl bir hastalıktır?

Glokom görme sinirinin özel tipte kronik bir hastalığıdır. Glokom dışında görme sinirinde hasar yapan görme siniri iltihabı ya da multipl skleroz gibi başka hastalıklar da vardır. Ancak glokomda görme sinirindeki hasar çukurlaşmayla seyreder. Glokomlu hastalarda görme sinirindeki bu hasara bağlı olarak körlük gelişebilir. Glokomun çeşitli tipleri vardır. Ama açık açılı tip veya kronik basit glokom, glokomların en büyük yüzdesini oluşturur.

Her glokom hastasında göz içindeki basınç yükselir mi? Halkın bildiği gibi glokom ile göz tansiyonu aynı şey midir?

Glokom tanısı için artık 20 yıl önceki gibi göz tansiyonu yüksekliği aranmıyor. Günümüzde glokomun tanımından göz içi basıncının yüksekliği kriteri çıkartıldı. Çünkü göz içi basıncı yükselmeden de görme siniri hasara uğrayabilir. Bu nedenle halk arasında yaygın olan göz tansiyonu eşittir glokom görüşü doğru değildir.

Glokomlu hastalarda göz içi basıncı yükselmeden görme sinirinde hasara ne oranda rastlanır?

Yapılan araştırmalara göre Japonya’da her üç glokom hastasından birinde normal basınçlı glokom var. Buna karşın hastaların üçte ikisinde yüksek basınçlı glokom bulunur. Türkiye’de de, yüksek basınçlı glokom vakalarının oranı yüzde 80’dir. Geri kalan yüzde 20’yi ise basınçsız glokom ya da normal basınçlı glokom hastaları oluşturur. Söz konusu hastaların göz tansiyonları yüksek değildir ama görme sinirlerinde yüksek tansiyonlularınkine benzer hasar vardır.

Sağlıklı bir kişinin göz tansiyonu kaç olmalıdır? Yaşa ve cinsiyete göre göz içi basınç değerleri değişir mi?

Evet, göz içi basınç değerleri yaşa, cinsiyete göre değişir. Ortalama göz içi basıncı 14 mm civa değerindedir. Bundan 20 sene önce glokom tanı kriterlerden biri; göz içi basıncının 22 mm civanın üstünde olmasıydı. Günümüzde glokom tanısı kriterlerinden bu eşik değer çıkartılmıştır. Çünkü göz içi basıncı 24 mm civa olmasına karşın görme siniri hasara uğramayan pek çok hasta vardır. Buna karşın eşik değerin daha altındaki düşük göz içi basınç değerleri görme sinirinde hasar oluşturabilir. İşte bu nedenle, az önce de belirttiğimiz gibi glokom için artık göz içi basınç yüksekliği aranmıyor. Görme sinirindeki hasar dikkate alınıyor.

Glokomun kaç çeşidi vardır?

Glokomun farklı sınıflamaları var. Örneğin yaşa göre sınıflanırsa, bebeklik-çocukluk, gençlik ve yaşlılık dönemi glokomlarından bahsetmek mümkün.

Glokomlar, sıvı çıkış kanalının olduğu yerde ön kamara açısının genişliğine ya da darlığına göre de sınıflandırılır. Bu tür glokomları; açık açılı glokomlar ve dar açılı glokomlar şeklinde ayırmak mümkündür. Nedene bağlı sınıflandırmalar ise birincil ve ikincil glokomlar olarak ayrılır. Yaşla birlikte oluşan glokomlar birincil glokom şeklinde isimlendirilir. Gözün içindeki bir kanama, iltihap gibi faktörlerin hücreleri tıkamasıyla oluşan glokoma ise ikincil glokom denir.

Açık açılı ya da dar açılı olmasına göre glokom farklı yakınmalara neden olur mu? Glokom görmeyi nasıl etkiler? 

Glokomun açık veya dar açılı olmasına göre belirtiler değişir. Kronik basit glokom (açık açılı glokom) sinsi hastalıktır. Hastalarda göz içi basıncı yavaş yükseldiği için görme siniri hasarı da çok yavaş ilerler. Bu nedenle hastalar ağrı, sızı hissetmezler. Yalnız göz tansiyonu krizinde durum farklıdır. Göz tansiyonu krizinde ortaya çıkan belirtileri şöyle sıralamak mümkündür:

  • Gözde aniden ortaya çıkan şiddetli ağrı… (Hastalar yarım baş ağrısı gibi genellikle göz çevrelerinde şiddetli ağrıdan yakınırlar.)
  • Gözde kanlanma
  • Ani görme kaybı
  • Işık etrafında hareler ve gökkuşağı görme

Bu tür yakınmaları olan hastaların hiç vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurması gerekir. Zaten ortaya çıkan belirtiler o kadar şiddetlidir ki, hastayı acilen bir hekime gitmeyi mecbur eder.

Göz tansiyonu krizi nedir, neden kaynaklanır, kimlerde görülür? 

Bazı hastaların gözlerindeki sıvı çıkış yeri dardır. Yaşın ilerlemesine ve gözün merceğinin kalınlığının artmasına ilaveten risk faktörlerinin de tetiklemesiyle normal giden göz içi basıncı birden aşırı yükselir. Bu risk faktörlerinin başında göz bebeğinin aniden genişlemesi gelir. Göz tansiyonu hızla yükselerek 60-70 mm civalara kadar ulaşabilir. Göz içi basıncın aniden tavan yaparak aşırı yükselmesi çok ağrılı bir tabloyu ortaya çıkarır. Onun için de göz tansiyon krizleri sinsi kalmaz. Hastaları acilen bir hekime gitmeyi mecbur eder.

Göz tansiyonu krizi nasıl tedavi edilir?

Göz tansiyonun ciddi yükselmelerinde ilk yapılması gereken şey serumla ya da bazı haplarla acilen göz tansiyonunu düşürmeye çalışmaktır. Bundan sonraki aşamada gözün renkli kısmından (iris) lazer yardımıyla küçük delik açılması gerekir. Bunun nedeni gözün tekrar krize girmesini engellemektir.

Sağlıklı bir kişide gözün arka tarafında üretilen sıvı, göz bebeğinden öne gelip renkli kısmın çevresinde bulunan 360 derecelik kanal sisteminden dışarı atılır. Göz tansiyonu krizinde bu sıvı göz bebeği ile mercek arasından öne geçemez, arkada birikir. Sıvı birikmesi gözün renkli kısmını öne iter ve basınç yükselir. İşte, gözün renkli kısmına lazer ile açılacak delik kriz mekanizmasını kırar, sıvı geçişi için yeni bir yol oluşur.

Erken dönemde bu tedavinin yapılmasının önemi büyüktür. Çünkü geç kalınmış vakalarda sıvı çıkış yerlerinde kriz sırasında birbirine temasa bağlı olarak yapışıklıklar gelişebilir. İşte bu aşamadan sonra lazer yapılsa da fayda etmez. Hastada kronik tansiyon gelişir. Böyle hastalara ameliyat gerekebilir. Dolayısıyla gözün sıvı çıkış yerinin darlığının erken saptanması ve önceden gözün renkli kısmına delik açılarak tedbir alınması çok önemlidir.

Göz tansiyonu krizi tedavisi zor bir işlem midir? Nasıl yapılır?

Göze önce damla damlatılır. Sonra lazerle irise (gözün renkli kısmına) bir delik açılır. Son derece basit bir işlemdir. 1-2 dakika sürer. Muayene şartlarında yapılır. Bu yöntem sayesinde gözün arka kısmında sıvı birikmez. Biriken sıvı delik kanalıyla gözün ön tarafına geçip sıvı çıkış kanalından çıkabilir. Böylelikle glokom krizi tedavi edilir ve bir daha krize girilmesi engellenir.

Glokomlu hastalar gözün renkli kısmından delik açılmasına bağlı olarak işlem sırasında ya da sonrasında ne tür sorunlar yaşayabilir?

Kanal açılan yerde ufak kanamalar olabilir. Onun dışında hemen hemen hiçbir sorun görülmez.

Tedavi sonrasında açılan delik kapanır mı?

Gözün renkli kısmında açılan delik çok nadir olarak kapanabilir. Bu sebeple hastanın gözündeki deliğin belli aralıklarla kapanıp kapanmadığının kontrol edilmesi gerekir.

Dar açılı glokomu olanlarda glokom krizine karşı koruyucu tedavi var mıdır?

Özellikle küçük, hipermetrop gözlerde glokom krizi riski daha yüksektir. Dar sıvı çıkışı olan ve risk grubuna giren bu tür hastalarda glokom krizi ortaya çıkmadan uygulanacak tedavinin önemi çok büyüktür. Aslında sıradan bir göz muayenesinde hastanın risk grubunda olduğu anlaşılabilir. Söz konusu kişilerde gözün renkli kısmından lazerle açılacak delik, hastanın glokom krizine girmesini yüzde 99 önler.

Bazı hastalarda da büyük glokom krizleri görülmemekle birlikte, küçük krizler ortaya çıkabilir. Dar açılı glokomlu hastalarda göz bebeğinin genişlemesine yol açan durumlar göz içi basıncında yükselmeye ve krize sebep olur. Hafif glokom krizlerinde hastalar farkında olmadan krize girip çıkabilirler. Bu tür hastalarda geçici ağrılar olabilir. Işıkların etrafına baktıklarında gökkuşağı şeklinde hareler görebilirler. Bunlar göz tansiyonun 25’lere 30’lara yükseldiğinde olan bulgulardır. Hasta bunları fark edip hekime giderse ve lazer hemen yapılırsa büyük krize girmeden önlem alınmış olur.

Göz bebeğinin genişlemesine hangi faktörler neden olur?

Karanlıkla kalmak, sinirlenmek, heyecanlanmak, korkmak gibi adrenalin salgılanmasına sebep olan durumlar bazı hastalarda glokom krizini başlatabilir. Bunun da nedeni kişilerde adrenalin salgısının artmasına bağlı olarak göz bebeklerinin büyümesidir.

Bunun dışında bazı grip, mide ilaçları, antidepresanlar da glokom krizine yol açabilir. Bu tür ilaçların kullanım kılavuzlarında “glokom hastaları kullanmamalı” yazar. Aslında burada glokom hastalarından kast edilen dar açılı olanlardır. Dar açılı glokomu olan hastaların karanlıkta ya da loş ışıkta kalmamaları gerekir. Çünkü karanlık göz bebeğini büyütür. Bu tür hastalar örneğin karanlıkta televizyon seyretmemelidir. Işıksız ortamda televizyon izlerken hafif glokom krizleri yaşayıp, fark etmeyen pek çok hasta vardır. Mesela, salonun ışığı kapalıyken televizyon seyreden bir kişi göz bebeğinin genişlemesi nedeniyle glokom krizine girebilir. Göz tansiyonu yükselir. Televizyon karşısında bir şeyler atıştırmak için mutfağa gittiğinde ise ışığı yakar. Işıkla beraber göz bebeği küçülür ve hasta farkında olmadan girdiği glokom krizinden çıkabilir.

Glokomdaki körlük riski nedir? 

Özellikle dar açılı glokomlarda ya da glokom krizlerinde ortaya çıkan körlük diğer kronik basit glokomlardaki körlüğe göre daha sık görülen bir durumdur.

Glokom hastalığında kalıtımın yeri nedir?

Gözün ön kamarasının darlığının ya da açıklığının genetikle ilgisi vardır. Gerek dar, gerekse açık açılı glokomlarda kalıtımın etkisi bulunmaktadır. Mesela anne, baba, kardeş gibi birinci dereceki yakın akrabalarında kronik basit (dar açılı) glokom olan kişilerin aynı hastalığa yakalanma riski diğerlerinden 10 kat daha fazladır.

Glokomun yaşla ilgisi nedir? Hastalığın açık ya da dar açılı olmasına göre bu değişir mi?

Dar ve açık açılı glokomlar yaşın ilerlemesiyle paralel artış gösterir. Kronik basit glokomun 40 yaş üstündeki kişilerde görülme sıklığı yüzde 1,5-2 civarındadır. 70 yaşın üzerindeki kişilerde bu oran yüzde 7’lere kadar çıkar.

Şeker hastalığı ile glokom arasında nasıl bir paralellik vardır? Diyabet glokom için bir risk midir? Glokom riskini arttıran başka hastalıklardan bahsetmek mümkün müdür?

Diyabetin ya da sistemik hipertansiyonun glokom riskini arttırması tıpta biraz tartışmalı bir konudur. Bazı araştırmaların sonuçları şeker hastalığını ve yüksek tansiyonu glokom için bir risk faktörü olarak kabul eder. Son yapılan bir çalışmada özellikle insülin kullanan şeker hastalarında glokom riski daha yüksek bulunmuştur. Glokomun bir diğer türü olan normal basınçlı glokom hastalarında dolaşım bozukluğuyla ilgili bir takım sorunların görme sinirinin dolaşımını etkilediği, basınca karşı direncini düşürdüğü ve hasara uğramasına zemin hazırladığı bilinen bir gerçektir.

Bu noktadan bakıldığında normal basınçlı glokomlarda daha sık görülen bazı hastalıkları şöyle sıralamak mümkündür:

  • Migren gibi damarsal hastalıklar
  • Uyku apne sendromu
  • Koroner kalp hastalığı
  • Diyabet
  • Hipotansiyon
  • Yüksek dereceli miyopi

Miyop ve hipermetroplardaki glokom riski konusunda bilgi verir misiniz?

Hipermetrop gözler özellikle dar açılı glokom riski açısından önem taşır. Kronik basit glokomlar (açık açılı) genellikle miyoplarla bağıntılıdır.

Yüksek dereceli miyoplarda, özellikle 5-6 diyoptriden (numaradan) fazla miyopisi olanlarda glokoma daha fazla rastlanır. Miyop gözler açısından bir diğer önemli nokta da görme siniri hasarının diğer vakalara göre daha düşük basınçlarda meydana gelebilmesidir.

Miyoplarda glokoma ilaveten katarakt da daha erken yaşta gelişebilir. Ağ tabakasının (retina) yırtılması gibi durumlar daha fazla görülür. Miyopların çoğu 30-40 yaşlarından sonra numara ilerlemesi durduğu için genellikle hekime gitmez. Oysa miyopların glokom riski açısından yılda en az bir kere muayene edilmesi gerekir. Bu konu, ihmal edilen çok önemli bir noktadır.

Kortizon içeren ilaçlar glokoma yol açabilir mi?

Bazı kişilerde steroid responder denilen kortizona cevap veren özel bir gen bulunur. Bu gene sahip hastalarda kortizon kullanımına bağlı göz içi basıncı yükselebilir. Toplumda her üç kişiden birinde steroid responder geni bulunur. Bu özel genin bulunduğu kişilerde kortizon tedavisi göz içi basıncında 10 mm civanın üzerinde bir yükselişe sebep olur. Buna kortizon glokomu denir.

Kortizonun alınma şekli bu genin bulunduğu hastalarda vücudun verdiği tepkiyi değiştirmez. Ağızdan alınan hap şeklinde kortizonlar, cilde sürülen kortizonlu pomatlar, astım hastalarının kullandığı solunum yoluyla alınan kortizonlar ya da kortizon ihtiva eden göz damlaları aynı etkiyi yapabilir.

Kortizonun yol açtığı bir diğer sorun da kataraktır. Kortizon alımına bağlı gelişen katarakt görmeyi direkt etkilediğ için hastalar hemen hekime başvurabilir. Ancak göz tansiyonunun sinsi ilerlemesi yüzünden sedef, romatoid artrit, sistemik lupus, astım gibi hastalıkları nedeniyle uzun süreli kortizon kullanan hastaların belli aralıklarla göz kontrolünden geçmeleri büyük önem taşır. Burada kortizonun dozu ve alınma süresi önemlidir. Mesela romatoid artrit nedeniyle kortizon tedavisi gören bir hastaya 6 ayda bir göz hekimine muayene olması tavsiye edilir.

Glokom açısından başka risk faktörleri var mı?

Son çalışmalarda saydam tabakanın ince olmasının glokoma zemin hazırlayabileceği ortaya çıktı. Görme sinirindeki küçük kanamalar da son derece önemli. Muayene sırasında saptanabilen bu tür durumlarda glokom riskini dikkate alarak hastayı yakından ve sık aralıklarla takip etmek lazım.

Glokom hastaları gözlük ya da lenslerden kurtulmak için lazerle ameliyat olabilir mi?

Bu konuda her hastanın durumunu özel olarak değerlendirmek gerekir. İleri dönem glokom hastalarında lazer ameliyatı sırasında göz içi basıncı yükselebilir. Görme sinirinde ani kayıplar gelişebilir.

Glokom teşhisi nasıl yapılır?

Teşhis için ilk olarak hastanın göz basıncı ölçülür. Hastanın görme sinirinde bir hasar olup olmadığı araştırılır. Bu, tanı ve izlenecek tedavi için en önemli faktörlerden biridir.

Görme sinirindeki hasarın araştırıldığı en eski yöntem görme alanı testidir. Görme siniri tomografisi ve retina tomografisi olarak bilinen optik koherens tomografi (OCT) daha yeni ve ileri teşhis yöntemleridir. Teşhiste kullanılan multifokal VEP gibi görme sinirinin elektrik potansiyelini ölçen yöntemler de mevcuttur. Ama en yaygın kullanılan ilk üç yöntemdir.

Glokom hastalığının en kötü tarafı, görme alanı daraldığında bunu tekrar genişletmenin maalesef mümkün olmamasıdır. Dolayısıyla kronik basit glokom hastalığı teşhisi, görme sinirindeki hasarın ilerlemesine engel olunması açısından son derece önemlidir. Yoksa o ana kadar gelişen hasarı geri döndürmek mümkün değildir.

Görme alanı testi nedir, nasıl yapılır?

Bu testle hastanın merkezin yanı sıra yanlara, aşağıya ve yukarıya doğru ne kadar oranda gördüğü saptanır. Görme siniri bir milyon liften oluşur. Görme sinirindeki hasar, öncelikle ince lifleri etkiler. Glokomlu hastaların görme alanları zaman içinde giderek daralır. Kişi kenardaki görüntüleri giderek görememeye, sadece baktığı yeri görmeye başlar.

Görme alanı testi yapılacak kişi, yarı-küre şeklindeki özel bir cihaza çenesini dayayıp içeri bakar. Etrafta yanıp sönen ışıkları gördüğünde düğmeye basar. Testin ilerleyen aşamalarında ışıklar giderek daha sönük hale gelmeye başlar. Hastanın hangi açıdan sonra ışıkları görmediği tespit edilir.

Ancak bu yöntemin bir zorluğu görme sinirindeki hasar konusunda tam bir bilgi vermemesidir. Görme alanı, 1 milyon liften oluşan görme sinirinin 300 binden fazla lifi, yani yaklaşık yüzde 30’u hasar gördüğünde bozulur. Söz konusu orandan az görme siniri hasarlarında görme alanı testi sonucu normal çıkabilir. Daha başlangıç dönemde, görme sinirindeki hasarın saptanması için görme sinirinin tomografisinden ve optik koherens tomografi denilen retina tomografisinden yararlanılır.

Glokom teşhisi için tomografi çekimi zor bir işlem midir? Hastaya uygulama öncesi herhangi bir ilaç vermek gerekir mi?

Tomografi göz bebeği genişletilerek de çekilebilir, genişletilmeden de. Çekim için herhangi bir opak madde kullanılmaz. Hastadan sadece görüntü alınır.

Glokomun tedavi seçenekleri nelerdir?

Glokom tedavisi ilaç, lazer ve cerrahi tedavi olmak üzere üç ana başlıkta toplanır. Göz tansiyonu tedavisinde genellikle ilk tercih edilen yöntem ilaç tedavisidir. Bazı özel durumlar nedeniyle ilaç kullanmasında sıkıntı olan hastalara lazer yöntemleri uygulanabilir.

Kronik basit glokomun tedavisi göz damlalarıyla yapılır. Bazı vakalara ağızdan alınan haplar da önerilebilir. Ancak bu tür ilaçlar, yan etkileri fazla olduğu için çok uzun süre kullanılamazlar. Ağızdan alınan haplar göz içi basıncı çok yüksek olan ve ameliyat için birkaç gün beklemesi gereken hastalarda görme sinirinin hasar görmemesi amacıyla da kullanılabilir. Göz tansiyonu krizlerinin tedavisinde serumdan da faydalanılır.

Glokom tedavisinde göz damlaları nasıl uygulanmalıdır?

Glokom tedavisinde günde bir, iki, ya da üç kere uygulanan damlalar vardır. Göz damlası kullanan glokomlu hastalar tedaviden etkili sonuç alabilmek için şu noktalara dikkat etmelidir:

  • Damlaların düzenli olarak kullanılması çok önemlidir. Günde bir kez kullanılan bir damlanın mutlaka aynı saatte; 24 saatte bir uygulanması gerekir. Eğer tedavi günde iki kere kullanılan bir damla ile yapılıyorsa, 12 saatte bir düzenli damlatılması lazımdır.
  • Alt göz kapağını aşağı çekip bir damla koymak aslında yeterlidir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; o damlanın gözün içine düştüğünden emin olabilmektedir.
  • Göz damlalarının yatar pozisyonda ya da ayakta damlatılması mümkündür. Ancak damlanın göz pınarından burun boşluğuna inerek genize akmamasına dikkat etmek gerekir. Aksi takdirde kişilerin ağız tatları değişebilir. Buna önlem olarak damla damlatılırken arkaya yatar pozisyona getirilen baş, uygulama sonrasında hemen kaldırılmalıdır. Damlanın tatbikinden sonra bir dakika boyunca göz pınarlarının üzerine basılması, ilacın burun boşluğuna inmesini önleyecektir.
  • Damlanın tatbikinden itibaren bir dakika gözler kapalı tutulmalıdır.
  • Bazı hastalar damlanın daha iyi yayılması için gözlerini sürekli kırparlar. Oysa göz kırpıldığında göz pınarları ilacı vakumlar. Bu da ilacın ortamdan uzaklaşmasına neden olur.

Birden fazla damla kullanan bir glokom hastasının gözlerini dinlendirmesi gerekir mi? Yoksa farklı damlaları aynı anda uygulayabilir mi?

Göze damlatılan ilacın yüzde 90’ı yaklaşık beş dakikada emilir. Bu nedenle iki damla uygulaması arasındaki süre çok kısa olmamalıdır. En az beş dakika beklenmelidir. Arzu eden hastalar ikinci göz damlalarını ilkini uyguladıktan yarım ya da bir saat sonra da damlatabilirler.

Glokom tedavisinde kullanılan göz damlaları uygulama yanlışları ya da içerdikleri maddeler nedeniyle ne gibi yan etkilere yol açabilir?

Glokom tedavisinde kullanılan göz damlaları yanma, batma, kızarıklık, kaşıntı, gözde yabancı cisim hissi gibi yan etkilere neden olabilir. Bunlar damlaların uzun vadeli kullanımına bağlı gözün dış yüzeyinde gelişen toksik etkiden kaynaklanan reaksiyonlardır.

Her uygulamada açılıp kapanan göz damlalarında mikrop ürememesi amacıyla içlerine benzalkonyum klorür diye özel bir madde ilave edilir. Damlaların uzun süreli kullanımına bağlı enfeksiyon riskini önleyen bu madde, diğer yandan da batma, yanma, kızarıklık gibi reaksiyonlara yol açabilir. Günümüzde söz konusu yan etkileri ortadan kaldırmak amacıyla bir kere damlatılıp atılan glokom ilaçları geliştirildi. İlaçlar bir defa kullanılıp atıldığı için içlerine mikrop girmesin diye özel bir madde ilave etmeye gerek olmuyor. Ancak tek kullanımlık söz konusu glokom ilaçları henüz Türkiye’ye gelmedi.

Glokomluların çoğu yaşlı ve aynı zamanda kalp, yüksek tansiyon gibi kronik hastalıkları olan kişiler. Tedaviye ve ilaç etkileşimlerine bağlı ne gibi sıkıntılar ortaya çıkabilir?

Beta bloker grubundaki göz damlaları glokom tedavisinde yaygın olarak kullanılır. Bu tür damlalar kişi eğer astım hastasıysa, astım krizini tetikleyebilir. Dolayısıyla glokom tanısı konan hastalarda göz damlası vermeden önce astım hastalığı olup olmadığı sorgulanmalıdır.

Bazı göz damlaları da nabzın yavaşlamasına neden olabilir. Glokomlu hastaların büyük bir kısmının yaşlı olduğu dikkate alındığında, bu konunun önemi ortaya çıkar. Yaşla beraber zaten nabız düşer. Bir hastada kalp-damar rahatsızlığı nedeniyle ciddi bir nabız yavaşlaması sorunu varsa, beta bloker grubundaki göz damlaları kullanılması, nabzın ciddi derece düşmesine sebep olarak sıkıntılı bir tablo yaratabilir. Tabii, diğer yandan da kardiyoloji uzmanlarının, kalp ve damar cerrahlarının hastalarında glokom olup olmadığını, göz damlası kullanıp kullanmadıklarını öğrenmelerinde fayda var. Damlalarının yol açtığı nabız düşüklüğü hastanın glokomu olduğu bilinmiyorsa yanıltıcı olabilir. Göz hastalıkları uzmanlarının da hem glokomu, hem de kalple ilgili bir sorunu olan hastalara bu tarz damlaları yazmadan önce kardiyoloji uzmanlarına danışmalarında fayda vardır.

Glokom tedavisinde akut glokom dışında lazerin başka yeri var mıdır?

Evet, glokom tedavisinde lazerden çeşitli şekillerde faydalanılmaktadır. 80’li yıllardan bu yana uygulanan ‘argon laser trabeküloplasti’ denilen yöntemde gözün sıvı çıkış kanal sisteminde lazerle yanık oluşturulur. Böylelikle sıvı çıkış kanalının bir miktar açıldığı varsayılır. Bu yöntemin etkileri genellikle geçicidir. Örneğin yaklaşık üç yıl sonra vakaların yarısında etkisi geçebilir. Ancak uygulanması kolay bir yöntem olduğu için göz damlaların yan etkilerini yaşayan, başka sağlık problemleri olan yaşlı hastalarda bir denem yaygın olarak kullanıldı. Böylelikle yaşlı hastalardaki damla kullanımının aza indirilmesi amaçlandı.

Son dönemde ise bu yöntem yerine daha etkili olan ‘selektif laser trabeküloplasti’ denilen bir yöntem tercih ediliyor. Bu yöntemin en önemli özelliği etkisi geçtikten sonra tekrarlayabilir olması ve glokomun ilaçla tedavisine başlamadan hastalara direkt uygulanabilmesidir. Aslında bu konuda göz hekimleri arasında görüş birliği yok ama bazı ekollerde özellikle şiddetli olmayan glokomlarda damla yerine tercih edilmektedir.

Glokomda Lazer Tedavisindeki Gelişmeler

Bir başka lazer yöntemi de ‘ transskleral diyot laser siklokoagulasyon’dur. Bu yöntemin farkı glokomlu hastalara ameliyathane şartlarında yapılması ve ağrılı işlem olmasıdır. Söz konusu yöntemde gözdeki su üreten hücreler tahrip edilerek, yani bir bakıma musluk kısılarak göz tansiyonu düşürülmeye çalışmaktadır. Bu yöntemin bir benzeri de geçmişte kullanılan ‘siklokriyokoagulasyon’ denilen dondurma yöntemidir.

Günümüzde artık onun yerine daha az ağrıya ve reaksiyona yol açması nedeniyle ‘trasskleral diyot laser siklokriyokoagulasyon’ tercih edilmektedir. Ancak bu lazer tekniğinin de kendine göre avantajları ve dezavantajı vardır. Eğer gözdeki sıvı üreten mekanizma yeterince tahrip edilmezse göz tansiyonu düşmez. Dolayısıyla lazeri tekrar yapmak gerebilir. En istenmeyen yan etkisi ise sıvı üreten mekanizmanın aşırı tahrip edilmesine bağlı göz tansiyonunun fazla düşmesidir. Böyle bir durum gözün küçülmesine ve sönmesine neden olabilir. Bazı göz tansiyonu türlerinde bu riskin görülme ihtimali yüzde 10’a çıkmaktadır. Zorda kalınan vakalarda bu yöntemin tercih edilmesi daha doğru olur.

Glokom tedavisinde cerrahinin yeri nedir? Ameliyat hangi hastalara önerilir?

Glokomda çok özel durumlar dışında öncelikle ilaç tedavisi tercih edilir. Ancak ilaç tedavisine rağmen görme sinirindeki hasar ilerleyen, görme alanı giderek daralan hastalarda ameliyat gerekir. İşte bu nedenle ilaç tedavisi gören hastaların üç-dört ayda bir kontrolü çok önemlidir.

Glokom hastalığı kanal sisteminden boşalmanın bir hastalığıdır. Yani bir tıkanıklık hastalığıdır. Dolayısıyla gözün içindeki sıvıyı tahliye etmek için basit manada bir kanal açmak gerekir glokom cerrahisinde çok sayıda geliştirilmiş ameliyat yöntemi vardır. En yaygın olarak kullanılan ameliyat tekniği ‘ trabekülektomi’ ismi verilen bir kanal açma ameliyatıdır. Bu ameliyatın en büyük dezavantajı açılan kanalın bir süre sonra kapanabilme riskidir. Hastanın yaşı ne kadar gençse, açılan kanalın kapanma riski o kadar fazladır. Söz konusu riski önlemek amacıyla vücudun yara iyileşme reaksiyonunu yavaşlatan ya da durduran bazı özel ilaçlar kullanılır. Ameliyat sırasında kanal açılacak bölgeye önce o madde uygulanır. Ancak bu tedavi iki ucu keskin bıçaktır. Standart dozun üzerinde kullanılması halinde o bölgeyi eritebilir. Bazen de tam tersine dozu az gelerek kanalın kapanmasını önleyemez.

Bazı vakalarda açılan kanalı vücut kapatmasın diye bir boru sistemi de döşenebilir. Tüp ameliyatları diye bilinen söz konusu yöntemde yara iyileşmesiyle beraber vücudun tüpü tıkayabilme ihtimali bulunur. Günümüzde hemen hemen aynı prensiplere dayanan daha küçük tüplerle yapılan yeni ameliyat teknikleri ya da bazı mikro-şant yöntemleri de uygulanabilir. Ameliyat gereken glokomlu hastalara hangi ameliyat tekniğinin uygulanacağına hastanın muayene ve tetkik sonuçlarına göre karar verilir.

Kanal açma ve tüp yerleştirme gibi cerrahi işlemlerde anestezi nasıldır? Hastanede yatmak gerekir mi? Aynı anda iki göze kanal açılabilir mi?

Bu tip ameliyatlar genellikle hastanede yatmayı gerektirmez. İki göz aynı anda ameliyat edilmemelidir. Çünkü bunlar enfeksiyon riski olan göz içi cerrahileridir. Bir gözde gelişebilecek enfeksiyon diğerini de etkileyebilir. Göz enfeksiyonlarının en sık ortaya çıktığı dönem ameliyattan sonraki 2’inci ile 7’inci gün arasındadır. Bu sebeple glokom ameliyatından sonra ikinci gün cerrahi müdahale için en az yedi gün beklenmelidir. Ama bazen istisnai durumlar da olabilir. Mesela doğuştan göz tansiyonu olan 3 günlük bir bebeğe bir hafta arayla iki defa narkoz verilmesi anestezi uzamanı tarafından riskli bulunabilir. Böyle istisnai durumlar dışında ikinci gözü ameliyat etmek için en az bir hafta geçmesi gerekir.

Glokom ameliyatı sonrasında göz kapatılır mı? Hastaların ağrıları olur mu?

Enfeksiyon riskine karşı glokom ameliyatı sonrasında göz kapatılır. Hastaların ameliyat sonrasında genelde ağrıları olmaz. En istenmeyen durum ameliyat sonrasında açılan kanalın vücut tarafından yeniden kapanmasıdır. Glokom ameliyatlarında hastadan hastaya değişen sonuçlar alınabilir. Açılan kanal az açılıyorsa, onun daha fazla çalışmasını sağlamak için uygulanacak tedaviler vardır. Tam tersine kanal çok açılıyorsa, bazı tedavilerle bu durum önlenebilir. İşte bu yüzden glokom ameliyatlarından sonra hastanın iyi takibi çok önemlidir.

Glokom ameliyatı geçiren bir hasta nelere dikkat etmelidir? Ameliyat sonrasında göz damlaları kullanma ihtiyacı ortadan kalkar mı?

Göz tansiyonu ameliyatı sonrasında ilk dönemlerde hastaların çoğu ilaç kullanmaz. Ancak uzun vadede bir hastanın ilaç kullanıp kullanmayacağı kanalın ne ölçüde açık kaldığına göre değişir. Glokom operasyonları sonrasında genelde hastaların göz tansiyonlarında artma eğilimi vardır. Bu sebeple glokom hastalarının bir kısmı ameliyattan sonra ileri dönemlerde göz tansiyonlarındaki yükselme nedeniyle ilaç kullanmaya devam edebilir. Dolayısıyla hastaların ‘ben glokom ameliyatı oldum, göz tansiyonum da düştü, damla da kullanmıyorum’ diye bir rahatlık olmaması gerekir. Belli aralıklarla doktor kontrollerini asla ihmal etmemelidir.

Glokom ameliyatının komplikasyonları nelerdir?

Glokom ameliyatlarında en istenmeyen durum enfeksiyon gelişmesidir. Ameliyat sonrasında göz içindeki sıvının yolunu şaşırması da ortaya çıkabilir. ‘Malign glokom’ denilen bu durumda görme kaybı meydana gelebilir. Binde ya da iki binde bir gibi düşük oranlarda gelişen bu riske hipermetrop gözlerde ise nadir rastlanır. Ayrıca açılan kanaldan göz içine ufak kanamalar olabilir açılan kanal vücut tarafından hızla kapatılabilir. Kanal açtığımız bölgenin üzerine atılan dikişte açılma meydana gelebilir.

Glokom hastalarında kontrol muayenelerinin sıklığı ne olmalıdır? Glokomun tipine, tedavi şeklinin ilaç ya da cerrahi olmasına göre bu süre değişir mi?

Kontrol muayenelerinin süresi hastaya göre değişir. Yeni başlayan bir glokomda hastalığın ilerlemesi çok vakit alır. Ancak hastanın bir gözü hiç görmüyorsa, diğer gözü de ileri bir evrede ise iki ayda bir kontrolden geçmesi gerekir. Orta derecedeki bir glokom hastası için ise bu süre 3 ayda birdir. Başlangıç dönemindeki glokomu olan bir hasta ise 4 ayda bir hekime giderek muayene olmalıdır.

Glokomla katarakt arasında nasıl bir ilişki vardır?

Glokom-katarakt birlikteliği sık görülen bir durumdur. Glokomun bazı türlerine katarakt eşlik edebilir. ‘Eksfolyasyon glokomu’ denilen ve Türkiye’de sık görülen glokom tipinde hastada aynı zamanda katarakt da olabilir. Glokom ilaçlarının uzun kullanımı da katarakt riskini arttıran bir faktördür. Ayrıca glokom nedeniyle göz bebeği iyi genişlemeyen hastalarda katarakt ameliyatları daha zordur. Tabii, bir de göz tansiyonu ameliyatları kataraktları tetikleyebilir ve mevcut kataraktın hızlanmasına neden olabilir.

Göz tansiyonu katarakt ameliyatına engel midir?

Hem glokomu, hem de kataraktı olan her vakada tedaviye yaklaşım kişiye özeldir. Bazı hastalarda önce glokom, sonra katarakt ameliyatı yapmak gerekebilir. Kimi vakalarda ise katarakt ameliyatından sonra glokom ameliyatı yapılabilir. Bazı hastalarda ise glokom ve katarakt ameliyatını aynı anda uygulayabilirsiniz. Tabii, kimi durumlarda ise glokom katarakt ameliyatına engel teşkil edebilir. Katarakt ameliyatı olan bir kişinin operasyondan fayda görebilmesi için görme sinirinin en azından kısmen sağlam olması gerekir.

Glokomlu bir hasta egzersiz yapabilir mi? Aşırı egzersiz göz tansiyonunda yükselmeye yol açabilir mi? Glokoma yoga nasıl etki eder?

Yapılan çeşitli araştırmalar uzun süre düşük miktar yapılan sporun göz tansiyonunu düşürdüğünü gösteriyor. Aerobik egzersiz denilen bu tür sporları glokomlu hastaların yapmasında hiçbir sakınca yoktur. Aksine fayda vardır.

Glokomda akupunkturun olumlu etkisinin bulunmadığı gösterilmiştir.

Yoganın, özellikle kafa aşağıda pozisyonlarında yapılan hareketlerinin göz tansiyonunu yükselttiği belirtiliyor.

Bir diğer çalışmaya göre ise saksafon gibi sert üflemeli çalgılar göz basıncını yükseltiyor. Bu yüzden glokom hastaları sert üflemeli çalgılardan uzak durmalı.

Anonim

Çağatay Gülümser

Herkese merhaba, ben Çağatay. 2014 yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Optisyenlik programından mezun oldum. Edirne’de bir optik firmasında mesul müdür olarak görev yapmaktayım. Yazmayı, çizmeyi, video çekmeyi ve teknolojiyi seviyorum.

2 yorum

*

  • Merhaba etrafi bulanik gormeye basladim ve doktora basvurdum yapilan olcumler farklilik gosterdi once 1 numara cikti ardindan ilac damlatilip tekrar olculdu 0.5o cikti biraz sonra 1.50 gibi devamli degisen numaralar cikiyor sorun tam olarak anlasilamadi ve goz spazmi dendi yardimvrica ediyorum

    • Merhaba Aysun hanım,

      Göz spazmını anlamak gerekir. Uzağa bakışta ve yakına bakışta gözün kırıcılığı birbirinden farklıdır. Aynı bir kameranın yakını odaklaması gibi düşünün. Kameranın objektifi uzak çekimlerde normal iken yakın çekimlerde netlemek için objektifi kısalır. Göz de yakına bakışta ekstra bir efor ve kırıcılık sağlar. Bunu göz merceği (lens) ile sağlar. Devamlı yakın mesafede çalışmak ise göz spazmına sebep olabilir. Bu da dediğiniz sorunlara sebebiyet verebilir. Bir hastam vardı. Gözlük reçetesini uyguladığımız halde görememe şikayeti vardı ve göz doktoruna yönlendirdiğimizde hastamızın göz spazmı olduğunu öğrendik. Göz spazmında gözlük reçeteleri anlık olarak değişebilir.

      Tedavisi açısından burada vereceğim herhangi bir yanıt yanlış yönlendirmeye sebep olabilir. En kısa zamanda göz hekimine başvurmanızı ve gerekli bilgiyi göz hekiminden almanızı öneririm.

Bizi Takip Edin

Göz sağlığına dair daha çok bilgi için bizi diğer sosyal ağlardan da takip edebilirsin.