Ana Sayfa Öne Çıkarılan İçerik Mesleğe adanmış bir ömür: Atilla Karip

Mesleğe adanmış bir ömür: Atilla Karip

0
PAYLAŞ
Atilla Karip, 2018

Başarının en önemli yapı taşı profesyonellik, iş bilgisi ve yetenektir. Başarıyı kazanmak özveri, zaman ve sabır ister. Hiçbir zaman bitmeyecek bu uzun yolculukta mücadele etmek, emek vermek gerekir. Bu mücadeleyi verirken kendinden ödün versen de akşam yatağında başını yastığa huzur içinde koyabiliyorsan gerisi laf-ı güzaf. Hayatın, çocukların, eşin, işin, mesleğin için mücadele verebilirsin. Bugün ben size mesleği için mücadele veren birini anlatacağım: Atilla Karip!

Bugün gururlandığım ve aynı zamanda duygulandığım bir e-posta aldım. Sadece bana gelen bir e-posta değildi elbette. Sektörün birçok kuruluşuna ve yayın organlarına gelen bir e-postaydı. E-postama düştüğü gibi sekiz sayfalık metni yer yer duygulanarak okudum. Bir kişinin bu denli saf ve temiz düşüncelerini kaleme dökmesi beni çok etkiledi. Örnek olması, optisyenlik mesleğinin değerini ve önemini vurgulamak amacıyla siz değerli takipçilerimle paylaşmak istedim. Atilla Karip gibi her meslek erbabını elimden geldiğince burada paylaşmak istiyorum. Bu meslek Atilla Karip gibi mesleğine aşık, liyakat sahibi, sorumlu ve profesyonel insanlar sayesinde var. Buradan tüm duayenlere selam olsun.

Sekiz sayfalık metin şu şekilde başlıyor: 

Bu yazı teşkilatınız mensuplarından olan Sn. Atilla Karip Bey’in, tanıklık ettiğim, mesleğindeki farklılığını, önemini, değerini, mesleğin amaç ve misyonuna uygun şekilde davrandığını, hizmet standartlarına uygun davrandığını halka hizmet ederken uzmanlığını bilinçli olarak uyguladığını dolayısıyla görevini ve uzmanlığını eksiksiz olarak uyguladığını, dürüst olduğunu, derdine çare aramak için dükkanına gelene güven ve itimat duygusu oluşturduğu dolasıyla da saygınlık kazandığı, her hareketinin nezaket ve güven verip kurallara uyduğu aldatma, kandırma, ajitasyon yaparak kişi ile haksız çıkar çatışmasına girmeme, hak ettiğinin dışında afaki menfaat sağlamaya çalışmaktan uzak durma, dükkanına gelen kişiye gerçek dışı konuşmayan, bu etik davranışlarının yanında, ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, dürüstlük vasıflarını da taşıyan, yaptığı işi erdem ve etik vasıflarla yapan mensubunuzun benzerlerinden farklılığını camianıza duyurmak amacıyla Sn. Atilla Karip Bey hakkında somut görsel belgelere, gerçeklere, kanıtlara dayandırılarak yazılmış biyografi yazısıdır. Böyle bir üyeye sahip olduğunuz için sizleri kutlarım.

Optisyenlik müessesesine giren her kişi müşteriniz olduğu kadar aynı hastanızdır da. Bunun bilincinde olup mesleğin amaç ve misyonuna uygun davrandığınız sürece hem kendinizi hem de mesleğinizi yüceltirsiniz. Şahsım adına Atilla bey’i canı gönülden, hem mesleki hem de insani yönü için tebrik ediyorum. Yazının devamını okumak isteyenler için yazıda hiçbir değişiklik yapmadan aşağıya bırakıyorum.

Şu anda Liseyi ve beraberinde 18 yaşını yeni bitirmiş, babası vefat etmiş olan bir çocuğun çok zor yaşamı. Çocuk, Hidrosefali hastası olmasından dolayı Ameliyatla beyin ile karın boşluğu arasına ‘’ŞANT’’ takılarak beyindeki su karın boşluğuna verilmiştir. Bu hastalıktan dolayı Çocuk ortaokul yaşlarına gelindiğinde çocuğun görmediği fark edilmiş doktor muayenesi ile sağ göz hiç görmüyor, sol göz %20 civarında gördüğü doktor muayenesi ile anlaşılmıştır. Çocuk liseye başladığında tahtayı göremediğinden ve kitap okuyamadığından İstanbul da bir hastanede muayenesi yaptırılmıştır. Yapılan muayenede doktor tarafından Teleskopik kepler gözlük gerekli görülerek reçete yazılıyor ve bu gözlüğün alınması için doktorun tavsiye ettiği eczaneye gidiliyor,  gönderilen eczane ‘’ bu gözlük Almanya da yaptırılacak yirmi gün sonra hazır olur ‘’ denilerek,  çocuğun annesinin ödemekte oldukça zorlandığı bir para ile gözlük yaptırılıyor. Bu gözlük, gözlük camının dışına monta edilmiş bir noktayı gösteren uzun yapılı bir mercek idi. Çocuğa olabilecek uygun gözlük bu gözlük dendiğinden ve dediğimizden bu gözlük ile çocuk üç sene ders yapmaya ve hayatını sürdürmeye çalıştı. Her zaman göremediğini ve zahmetler çektiğini başının ağrıdığını söylediğini annesinden öğrendim. Annesi haklı olarak yapılması gerekenin yapıldığından emin olarak başka yapılacak bir iş olmadığını düşünerek çaresiz kalmıştır, amma çocukta sıkıntı, annesinde üzüntü devam edip durmuştur.                                                                                                                                                                                                                    

Çocuğun bu durumundan haberdar olunca oldukça canım sıkılmaya başladı, kendim bu işi nasıl hallederim ve bu çocuğa tekrar yardımcı olmak için,  bu konuda yapılabilecekleri sorup soruşturmaya başladım. Çevremde bu durumda olan,  bu durumu yaşamış kimse olmadığından en yakın internet olduğundan ilk araştırmam internette oldu. İnternette bu işin muayenesini yapan doktorların, yazılarını ve videolarını dinledim. Bu işin Muayenesinin çok zor olduğunu muayenesinin uzun sürdüğünü yazılarını okuyup videolarını dinlediğim doktorlardan öğrendim. Hasta yorumlarını hastaların karşılaştıkları durumları okudum. Bu doktorlardan bazılarına muayene olup gözlük alan kişilerin yazdıkları yorumlarda, gözlük için kimisi 4.000 Tl. Verdiğini, Kimisinden 2.500 EURO istenildiğini,  kimisinden 7.000 Tl. İstenildiğini İnternette okudum. Hastalar yorumlarında gözlüğü pahalı olduğundan alamadıklarını yazmışlardı, Fiyat insanı düşündürücüydü.                                                         

Ankara da ise Bu durumu, kendim araştırdım birçok gözlükçü iş yerlerine sordum. Mini Teleskopik gözlük gerekiyor reçeteyi getirirsem bunu nasıl yapabiliriz. Yaklaşık fiyatları hangi sınırlarda? Diye sorduğumda.  Bir kaçı hemen başka birilerine telefon ederek Almanya da yapılabileceğini, fiyatı 6.000 Tl.  8.000 Tl. yi geçmeyeceğini söyleyenler oldu. Gittiğim bu yerlerden çoğunun bu işi bilmediklerini bir iki aracı ile gözlük temin ettiklerini anladım. Çokları Etik kavramının ne olduğun anlayamamış insanlardı. ‘’Amerikalı ünlü tıp eğitim uzmanı Dr. Pellegrino’un sözlerini biliyorum, ama burada kullanmak benim haddime düşmez.  

İnternette hiç bilmediğim konuyu daha da derinlemesine araştırmaya başladım. Bu işi kimlerin yaptığını, kimlerin yapamadığını, kimlerin gayesinin gözlük yapmak olduğunu, kimlerin işi gerektiği ğibi yapmaktan önce afaki fiyatlarla mercek sattıklarını, kimilerinin gözlük yapamadıklarını, bu işin adamı olmadıklarını, anladım.

merceklerin hangi ülkelerden getirildiğini,  bilhassa Japon malı ile Almanya üretimi olan iki marka arasında; bu iyi,  bu pahalı amma bu daha iyi gösteriyor, reklamlarıyla hayatında gözlükçü dükkânına girmemiş zor durumdaki insanları şaşırttıklarını anladım. Etik olmayan, Erdemli olmayan insanlardan dükkanlarında Duyduklarım, yaşadıklarım ve de gördüklerim karşısında içimden şu sözleri söyledim.                                                                                                                                                                                                                                                                            ’’Habuğahı yâre girdim.  Arz için Ahvalimi. Bir Perişan halini gördüm. Unuttum kendi halimi’’

Bu arada çare ararken OPTİSYENLERİN SESİ, AZ GÖRENLERİN MUAYENESİ VE GÖZLÜK TEMİN EDİLMESİ. REHABİLİTASYONU, GÖZLÜK  ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLECEGİ, GÖZLÜK NEDİR, MİNİ TELOSKOPİK GÖZLÜK HEP JAPONYADA VE ALMANYADA MI YAPILIR ? Sorularına cevap aradım. 

Bu araştırmalarım sırasında, inanınız ki bir MUCUZE ile karşılaştım. Bir OPTİSYEN diyordu ki;                                                                                                                                                                       *** Gözlükçü marka seçimini dayatamaz, biz X markasının seti ile muayene ettik muhakkak X marka teleskop alacaksın diye zorlama yapamaz. İstediğimiz markayı rahatlıkla alabiliriz. Teleskopik gözlükler abartılacak kadar zor montaj olan bir işlem değildir. Gözlükçü SGK illa bu markanın olacağını istiyor derlerse böyle bir şey yok. Gözlükçü, diğerlerine göre daha pahalı X markasının alınması için zorlama yapıyorsa, buna inanmamak lazımdır. Pahalı olan 2.1X Teleskopu, hangi görevi yapıyorsa daha ucuz olan markanın 2.1X Teleskopu da aynı görevi yapmaktadır. Hangi firmanın malı daha ucuz ise o firmanın malını almalıyız. Fazla fiyat vermemeye dikkat etmek gerekiyor. Astronomik para vermemeye dikkat etmek gerekiyor.*** Diyor.

Videolarla halka ders veriyor, halkı aydınlatıyor, İmalat atölyesini gösteriyor. Bu  duyurusu ile, aslında aynı işi yapıyormuş gibi görünen, aslında yapamayan aracıları araya sokan, aracı olanların imalatı Almanya da yaptıracağını söyleyen insanların, Japonya’sını ve Almanya’sını MİTHATPAŞA Caddesinde 59/B ye getirdiğini halka duyuruyordu. Benim çağdaş aklım durumu bu şekilde anlıyor.                                                                                                                                                                                                                     

Bu sözlerin sahibi,                                                                                                                                                                                                                                                                                              *MİTHATPAŞA OPTİK ANKARA. Mithat Paşa Caddesi No:59/B Kızılay/ANKARA ** da 

Sn. ATİLLA KARİP Bey dir.*

Edindiğim bu bilgilerden sonra, bir Tıp mensubu olan Sn. ATTİLA KARİP Beyin teknik becerilerinden,  kendi konusu olan, tıbbın optik bölümü için mükemmellik yarattığını anladım. Teknik bilgi mükemmellik yaratır. İşini bilerek dürüstçe yapmak LİYAKAT sahibi olmak her işin olması gereken önceliğidir. Sn. ATİLLA KARİP Bey bu niteliklere sahip bir uzman olduğunu yaptıkları ile herkese ispat etmektedir.                                                                                                                                                                                         

Bilhassa; Bir Tıp mensubunda aranan birinci değer Teknik bilgi ve mükemmelliği ise, ikinci olması gereken değer de Ahlaksal bir değerdir. Bu da hastayı kandırmamaktan yanlış yollara sokmamak, işini laiki ile doğru ve gereğini yapmaktır. Sn.ATTİLA KARİP Bey’in Güvenilir bir uzman olduğunu, dürüst bir uzman olduğunu, adil bir uzman olduğunu, akılcı bir uzman olduğunu Çalışmalarında, hastalarına yardım eden sosyal ve profesyonel yaşamında hala kendi mükemmelliğini aramak için çalışan,  az gören  insanlara daha da iyi, daha da geniş ihtiyaç sahiplerine yardım edip onlara dünyayı göstermek için çaba harcayan, yaptığı işten kendisini sorumlu hisseden ERDEMLİ bir kişi olduğunu tereddütsüz anladım.                                                                                                                                                                          

Peşinde olduğum, Problemi olan çocuğun acılarının geçmesi ve zamanımızın teknik imkânlarından yararlanması hususunda ve piyasanın faydasız bilhassa zararlı kişilerinin ağına yakalanmadan çocuğa faydalı olmak için bana akıl vermesini doğru yolu göstermesini kendilerinden rica ettim. Sn. ATTİLA KARİP Bey her hangi bir devlet üniversitesi göz hastalıkları hastanesi doktorlarından birinden randevu alıp çocuğu muayene ettirmemizi ve önceden beri elde ettiğimiz muayene değerlerini, raporlarını ve dokümanlarla beraber kendisine gelmemizi bizlere bildirdi.  Bizler Ankara’da bir devlet hastanesinden randevu aldık, bir hafta sonra randevu tarihinde,   Biz dört kişi, Hasta çocuk, Annesi, Ablası ve ben gece otobüse binerek anakaraya geldik hastanede muayene olacağımız doktorun acil bir sebeple hastanede olmadığını öğrendik. Yapılacak bir imkânımız yoktu. Yapabileceğimiz, Tekrar şehrimize geri dönmekti.  Sn. ATTİLA KARİP Bey’e uğrayıp tanışmak ve durumu kendilerine anlatmak istedik ve Sn. ATTİLA KARİP Bey’in iş yerine gittik. Durumu kendilerine anlattık. Yüzünü ilk defa gördüğümüz Sn. ATTİLA KARİP Bey,  sanki memleketten gelmiş ailesinin fertleriymişiz gibi, akrabalarıymışız gibi ilk sözü Yemek yediniz mi? oldu. Bizler karnımızın tok olduğunu söyledik, Sn. ATTİLA KARİP Bey bizi dinlemeden ısrarlarımıza rağmen bizleri bir kebapçıya götürdü bize para verdirmedi o masa için en az 200,00 Tl. Yemek parası ödediğini hesap ettim. (Bizim için yemek parası harcaması yaptı. (Bu 1.)                                                                                                                                                                                                                   

Yemek yedikten sonra serbest çalışan bir doktora telefon etti bir hastası olduğunu muayene ettireceğini söyledi sekreterden gelen cevap verebilecekleri randevu tarihinin dört günden evvel olamayacağını söylediler.  Sn. ATİLLA KARİP Bey bir taksi çağırdı beraberce randevu istediği ve bizim kim olduğunu bilmediğimiz doktora gittik Tabelasını görünce ünlü bir Prof. Dr. olduğunu tabelasından anladık. 20.00 Tl. Taksi ücretini verdi. (Bu 2.)

Doktor Muayene salonunda, on kişiden fazla sıra bekleyen  hasta vardı. İçerideki hastalardan izin alarak bizi doktor önüne çıkardı. Doktor etraflıca bir muayene yaptı, muayene cihazlarından çıktılar aldı, eski muayene değerleri ile karşılaştırdı. Sn. ATTİLA KARİP Bey doktora, birçok sorular sordu uzun süre doktorla karşılıklı konuştular. Doktorun dediklerine ilaveler yaparak doktorla hem fikir oldular. Şayet Sn. ATTİLA KARİP Bey muayene sırasında yanımızda olmasaydı. Biz sadece doktorun dediklerini tavsiyelerini aklımızda tutup optisyene kadar nakliyesini bile yapamazdık. (Doktora ücreti vermek için davrandığımda beni durdurdu ve Doktora 800,00 Tl. Muayene ücreti verdi, ortam o anda daha fazla direnmeme uygun değildi. (Bu.3 )

Sn. ATİLLA KARİP Bey bizlere, çocuğa gereken gözlüğü ve gözlükleri yapacağını bunun için çocuğun gözünün korenası ilaçla büyüdüğünü gözlükleri kontrol edebilmesi için göze damlatılan ilacın etkisinin kalkması gerektiğini akşam olmak üzere olduğundan gözlük testinin ertesi gün yapılmasının mümkün olacağını söyledi. Bizlere yatacak kalacak yerimizin olup olmadığını sordu ve ısrarla bizleri evinde misafir edebileceğini söyledi. Elinden zor kurtulduk. 

Ertesi gün tekrar dükkâna geldik. İlk işim Sn. ATİLLA KARİP Bey’e 800,00 Tl. Doktor ücretini vermek istedim. Israrla vermek istedim. Parayı almadı.  Öncelikle Beni bu mesleği insanları kandırmak, aldatmak, soymak için kullanan insanların eline düşürmedi.  Muayene ücretini vermek için ısrar ettim. İlk düşüncem; Sn. ATİLLA KARİP Bey. 1–Dükkân kirası veriyor. 2—Yanında çalışanın maaşını ve masraflarını veriyor. 3—Vergi veriyor. 4—Dükkânın temizlik masraflarını veriyor. 5—Elektrik masrafını veriyor.6—Dükkânın Su masrafını veriyor. 7—Dükkânın yakıt ısıtma masraflarını veriyor. 8—Dükkânına gelmek için yol parası ödüyor. 9—Belediyeye tabela parası ödüyor. 10—Malzemelere satın alma parası ödüyor. 11—Üretim makinelerinin tamir bakım masraflarını ödüyor. 12—üretim için el kol emeği harcıyor 13—İşini iyi yapmak için Liyakatinin gereği aklını kullanıyor. 14—Bütün giderlerden sonra, elinde kalan haklı ve helal kazanç ile evine ekmek getirecek ve evinin ihtiyaçlarını karşılayacak.  Sn. ATİLLA KARİP Bey gibi çok çok farklı bir uzmanı gelecekte burada bulabilmek için, bu müstesna insanı Yaşatmak için hakkını illa vermek gerektiğini analiz edebilen bir kişi olarak. Harcadıklarını ısrarla vermek istedim. Bütün ısrarlarıma rağmen parayı almadı ve Bu çocuğa yardım edeceğim dedi. Bu paralar çocuğun kitap parası olsun,  dedi. Yanımıza çocuğun Annesini ve Üniversite mezunu ablasını çağırdım durumu anlattım.  Bu durum karşısında Dördümüz de ağladık. Yukarıda anlattığım düşünce ve sebeplerden dolayı Sn. ATİLLA KARİP Bey’in işini bilen Liyakat sahibi vasıflarından dolayı, Emsallerinin içinde,  Türkiye’de bu işi yapan ne kadar meslek erbabı varsa içlerinden bir kişi daha olduğunu sanmıyorum. Temenni ederim vardır. Bu sebeplerden dolayı Sn. ATİLLA KARİP Bey’in Ellerini öperim.  Evet, ertesi günü dükkâna geldik Sn. ATİLLA KARİP Bey çocuk ile yarım gün her safhada kontrol ederek uygun gözlüğü imal etti, bulanık olmadan normal kitap okuyacak, rahatlıkla en küçük harfleri görüp yazıları okuyabilecek hale getirdi. Uzak gözlük yaparak bir caddeden karşı caddedeki yazıları okuyacak hale getirdi. İçine kapanmış olan çocuğa saatlerce sokakta beraber yürüterek ona eğitim verdi ve ne yapması gerektiğini anlattı. 2 ay sonra gelmesini ona belirli bir seviyeden sonra alt kısımları ayağının bastığı yeri kafasını eğmeden görebilmesi için çok özel ve kırılmaları sağlayacak bir gözlük yaparak bastığı yeri de görecek hale getireceğini söyledi. (Harika çerçeveler kullanarak yaptığı gözlükleri de çocuğa hediye etti.  (BU.4)                                                                                                                                                                                     

NETİCE: Çocuğu hayata kavuşturdu. Anasının kolunu bırakmasını, alış veriş yapabilmesini, rahat kitap okuyabilmesini, yürüyebilmesini sağladı.  İçine kapanıklığının giderilmesi için Psikolog doktorlarla konuşulup muayenesinin yapılmasını Tavsiyelerde bulundu.

İşte Sn. ATİLLA KARİP Bey. Bu vasıflara sahip bir tıp mensubu ve bir Optisyen. Sn. ATİLLA KARİP Bey Size ve soyunuza selamet sağlık  ve başarılar diliyorum Saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum.   

Hükümetimiz Sağlık Bakanlığından ve Milli Eğitim Bakanlığından İsteğimdir.

Optisyenlerin sesi makalelerinde de belirtildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Sağlık bakanlığı ve Türkiye cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı söz sahibi ve yetkili zatı muhteremleri zerre kadar bu memleketin çocuklarını bilhassa fakir çocuklarının, Babası anası olmayan çocukların, Aile içinde bu durumları düşünebilecek  önlem alacak  akla düşünceye, bilgiye  ve ekonomik güce sahip olmayan  ailelerin çocukların  okullarda göz taramalarını yapmayı akıllarına getirselerdi bu durumdaki memleketin çocuklarına ana baba olurlardı.  

Zamanımızın ulaştığı teknik, teknoloji ve İnsanlık vasıflarına sahip bu işi yapan doktor ve işi bilen uzman optisyene ulaşamayan görme problemi olan her insan hayatı zor yaşamaktadır, hele okul sıralarında olan bu memleketin çocukları bu görme eksikliğinin sebebi olan, görememe, okuyamama, zorluk çekme, toplumdan ayrılma strese girme sebebiyle bu durumdaki çocukların hem kendilerini, hem de yakınlarının hayatını, yaşamlarını engelleyen problemlerle baş başa kalmaktalar. Gözlük kullanma oranı Türkiye’de %18 iken Avrupa hatta Afrika’da %55-80 arasındadır. Bu bize şunu anlatmalıdır. Türkiye’de görme kusuru olanların %80 inin her biri, hepsi sahipsizdir. Milli eğitim bakanlığında, Sağlık ve sosyal bakanlığında bu konu ile yazılmış hazırlanmış, takip edilmiş ilgilenilmiş bir kişi olmadığına adım gibi eminim. Birde diğer memleketlerde bu işin nasıl yapıldığını, ilgilenenler araştırabilirler. Şayet bizim memleketimizde de bu konu gerekli bir iş olarak görülseydi. Benim yakınım ve yakınım gibi olan çocuklara 15 senede bir defa olsun halleri sorulup, periyodik aralıklarla durumları izlenip kayıt altına alınırlardı. bir yardım eli uzatılırdı. Bu el uzatma hatır için veya el uzatanın inisiyatifi için değil, Dünyada geçmişi ile kuruluşu ile her yabancının bildiği saygın ve medeni bir ülke olan Türkiye Cumhuriyetinin Kanunları ile yasaları ile olmalıydı. Bu maksat ve gaye için bir kamu gurubu kurulmalı kurulacak  bu kuruluşun bu yönetimin başına  Sn.ATİLLA KARİP Bey gibi İnsanlık vasfına ulaşmış  Türkiye de bir benzeri olmayan kişi neden getirilmesin.                                                                                                                                                              

Bu eksikliklerin  tamamlanması için Sağlık Bakanlığından, Milli Eğitim Bakanlığından  olması gereken yapılaşmayı ve  Sn. ATİLLA KARİP Bey in  kurulacak sistemde bir organizatör olarak, bir kontrol uzmanı olarak  istihdamını, ve bahsettiğim bu durumdaki çocukların devlet imkanlarından mahrum bırakılmamasını, bu konuda söz sahibi olan her kademedeki ilgili yöneticilerimizden  bir Vatandaş olarak. Arz ediyorum. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
İsminizi yazınız

*