Ana Sayfa Göz Sağlığı Merak Edilenler Görmeye nasıl başladık? Gözün evrimi

Görmeye nasıl başladık? Gözün evrimi

PAYLAŞ

Darwin evrimin ana mekanizmasını keşfetmiştir. Yaygın inanış yaşamın karmaşıklığı ve çeşitliliğinin bu milyonlarca farklı türü tek tek yaratmış olan zeki bir tasarımcının işi olması gerektiği yönündeydi. Canlılar, rehberi olmayan evrimin sonucu olamayacak kadar karmaşık deniyordu. İnsan gözünü, yani bir karmaşıklık timsalini ele alalım. Görüntüleri yorumlamak için; kornea, iris, mercek, retina, göz sinirleri, kaslar ve ayrıca beyindeki ayrıntılı sinir ağı gerekiyor. İnsan aklının ürünü olan herhangi bir cihazdan çok daha karmaşık. Demek ki insan gözü akılla hareket etmeyen evrimin ürünü olamaz, deniyordu. Bunun doğru olup olmadığını görmek için zamanda yolculuk etmeli, görecek gözlerin olmadığı bir dünyaya gitmeliyiz.

Başlangıçta yaşam kördü. Dört milyar yıl önce, görecek gözler yokken dünyamız böyle görünüyordu. Birkaç yüz milyon yıl sonra, bir gün bir bakterinin DNA’sında mikroskobik bir kopyalama hatası geldi. Bu rastgele mutasyon nedeniyle mikrop, gün ışığını emen bir protein molekülüne sahip oldu. Tüm canlı topluluklarında olduğu gibi mutasyonlar rastgele gerçekleşmeye devam etti. Başka bir tanesi, karanlığı seven bir bakterinin ışıktan kaçmasına yol açtı. Işığı karanlıktan ayırt edebilen bakteriler diğerlerine göre daha avantajlıydı. Neden? Çünkü gün ışığı DNA’ya zarar veren zararlı UV ışınları saçıyordu. Hassas bakteriler DNA’larını karanlıkta güvenle devam ettirmek için yoğun ışıktan kaçtılar. Yüzeyde kalan bakterilere göre çok daha fazlası hayatta kaldı. Zamanla ışığa duyarlı proteinler daha ileri seviyedeki tek hücreleri organizmalarda tek bir pigment bölgesinde yoğunlaştı. Böylece ışığı bulmak mümkün oldu. Besin üretmek için ışığı kullanan organizmalar için büyük bir avantajdı bu. Bir yassı solucan dünyayı işte böyle görüyor. Bu çok hücreli organizmanın pigment bölgesinde bir gamze oluşmuş. Bu küçük girinti ışığı gölgeden ayırt etmesini ve çevresindeki nesneleri -bilhassa yiyebileceği ve kendisini yiyebilecek şeyleri- kolayca algılayabilmesini sağlıyor. Muazzam bir avantaj.

Daha sonra işler biraz daha netleşti. O gamze derinleşti ve küçük bir açıklığı olan bir çukura dönüştü. Binlerce nesil boyunca doğal seçilim gözü yaratıyordu. Açıklık küçülerek koruyucu şeffaf bir zarla örtülü bir iğne deliğine dönüştü. Küçük delikten çok az ışık girebiliyordu ama gözün hassas iç yüzeyinde loş bir görüntü oluşturmak için yeterliydi. Bu odağı netleştirdi. Daha büyük bir açıklık olsa daha fazla ışık girer ve görüntü daha parlak olur ama odak söz konusu olamazdı. Bu gelişmeyle amansız bir görsel mücadele başladı. Rakiplerin hayatta kalması için yetişmesi gerekiyordu. Ama sonra gözde müthiş bir gelişme oldu. Hem parlaklık hem de net odak sağlayan bir mercek. İlkel balıkların gözlerinde iğne deliğinin yakınındaki transparan jel bir merceğe dönüştü. İğne deliği de daha çok ışık alabilmek için büyüdü. Balıklar artık hem yakını hem de uzağı yüksek netlikte görebiliyordu. Ama sonra korkunç bir şey oldu. Bir bardak sudaki pipetin su yüzeyi hizasında kırılmış göründüğünü fark etmiş miydiniz? Bunun sebebi ışığın ortamdan ortama geçerken kırılmasıdır. Gözlerimiz aslında suda görmek için evrimleşmişti. O gözlerdeki sıvı, kırılma etkisinin yarattığı bozukluğu ortadan kaldırıyordu. Ama karadaki hayvanlar için görüntü, kuru havadan sulu gözlere taşınıyordu. Bu esnada ışık hüzmeleri kırıldığı için görüntüler bozuluyordu.

Amfibik atalarımız sudan karaya çıktığında suda görmek üzere evrimleşmiş olan gözleri açık havada pek başarılı değildi. Gözlerimiz bir daha asla o kadar iyi göremedi. Şimdi gözlerimiz şaheser olduğu düşünürüz ama aradan 375 milyon yıl geçmişken hala burnumuzun önündeki şeyleri veya karanlıktaki ince ayrıntıları balıklar kadar iyi göremiyoruz. Sudan çıktığımızda neden doğa işe baştan başlayıp bize açık havada görmeye uygun yeni bir çift göz için evrim geçirtmedi? Çünkü doğanın işleyişi böyle değildir. Evrim var olan yapıları küçük değişikliklerle uyarlayarak nesiller boyunca tekrar şekillendirir. En başa dönüp sıfırdan başlayamaz. Gelişimin her aşamasında evrimleşen göz hayatta kalmak için seçilimde avantaj sağlayacak şekilde işlev göstermiştir. Şu an yaşayan tüm hayvanların gözleri de farklı gelişim aşamalarındadır. Hepsi de işlev gösterir.

İnsan gözünün karmaşıklığı doğal seçilim aracılığı ile evrim için çocuk oyuncağıdır. Hatta evrim olmadan göz ve gözün biyolojisi anlamsızdır. Kimileri evrimin bir teoriden ibaret olduğunu öne sürüyor. Öylesine bir fikirmiş gibi.